İzzet Ziya
1880-1934
Deniz Kıyısında Kız
1920
Türk resminde insanların ruh hâllerini yüz ifadelerine ve beden diline yansıtmasıyla kendine özgü bir yer edinen İzzet Ziya, çağdaşlarının çoğundan farklı olarak yetişkin kadın figürüne odaklanır. Sanâyi-i Nefîse Mektebi'ni 1903'te birincilikle bitirip Paris'e giden sanatçı, İstanbul'a döndükten sonra dergi illüstrasyonu ve karikatür çalışmalarını ressamlık pratiğiyle birlikte sürdürür; zamanla saray ressamlığına kadar yükselir. Saraydaki görevi 17 Ekim 1920 tarihine kadar sürer. Aynı yıla tarihlenen “Deniz Kıyısında Kız,” imparatorluğun çöküşü, İstanbul'un işgali ve sanatçının saraydaki görevinin son aylarına denk gelen bu gergin geçiş döneminde üretilir.
İzzet Ziya, 1916'dan itibaren katıldığı Galatasaray Sergileri'nde çok sayıda deniz kıyısı ve plaj sahnesi sergiler. 'Deniz Kıyısında Kız', bu dizinin en içe dönük örneğidir. Kayalık bir kıyıda, beyaz giysili bir kadın kayalara hafifçe yaslanmış, bir eli çenesinde, denize profilden bakar. Yanında bırakılmış kırmızı bir şemsiye, hemen arkasındaki küçük katlanır tabure üzerinde ise bir mektup görülür. Arka planda çam dalları ve dalgalı bir deniz uzanır; ufukta belirsiz bir kara şeridi seçilir. Figür yalnızdır; sahne ıssızdır.
Bu yalnızlık duygusu, İzzet Ziya’nın deniz kenarı resimlerinde sıkça karşımıza çıkar. Sanatçı Sedat Simavi’ye kendisinden söz ederken şöyle der: “Benimle görüşmek, sessiz bir deniz kenarında tek ve tenha kalmaya benzer. O tenha sahiller size ne söylerse ben de onlardan birazını size söyleyebilirim. Deniz, kudreti sonsuz bir dehaya benzetilebilir. Onunla yalnız kalınmalı, ruhen anlaşılmalı. Onu tahlil etmeli ki insan o dehadan yararlanabilmeli ve ilham alarak güzel eserler yaratabilmeli.” Bu sözler, denizin sanatçı için yalnızca bir manzara değil, düşünce ve içe dönüşün mekânı olduğunu gösterir. “Deniz Kıyısında Kız”da da figürün duruşu bunu doğrular: kadın denize açılmak değil, onun karşısında içine kapanmak üzere orada duruyormuş gibidir.
Kompozisyondaki ayrıntılar esere ayrı bir boyut katar. Katlanır tabure, kırmızı şemsiye ve üzerindeki mektup, figürün sahilde rastlantısal olarak bulunmadığını, belirli bir amaçla buraya geldiğini düşündürür. Mektup özellikle dikkat çeker: resme kadraj dışında kalan bir kişiyi ve görünmeyen bir hikâyeyi dâhil eder. Kadının mektubu okumak yerine bir kenara bırakıp ufka dönmesi, izleyiciyi haberin kendisinden çok onun bıraktığı iz üzerinde düşünmeye yöneltir. Deniz böylece özlem, bekleyiş ve mesafeyle yüklü bir psikolojik mekâna dönüşür. Eserin 1920'ye tarihlenmesi bu okumayı daha da anlamlı kılar: Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İstanbul'un işgal altında olduğu, imparatorluğun çözülme sürecine girdiği bu dönemde mektuplar, savaş, göç ve uzun ayrılıklarla parçalanmış hayatlarda, uzaktakilerle haberleşmenin en temel aracıdır. Mektubun içeriği bilinmese de dönemin izleyicileri için bu ayrıntının kayıp, hasret, umut ya da belirsizlik gibi çağrışımlar uyandırmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Dönem Türk resminde kadın figürü çoğunlukla dinlenme ve gezinti sahnelerinde karşımıza çıkar; bu resimlerde hem çağdaş gözlemcilerin hem de sonraki araştırmacıların dikkat çektiği melankolik bir hava, bir vakit geçirme sıkıntısı egemendir. Benzer bir duygu, kadınları kapalı ya da yarı-kamusal alanlarda betimleyen Berthe Morisot ve Mary Cassatt gibi Fransız İzlenimci sanatçıların eserlerinde de kendini gösterir; bu kuşağın Osmanlı ressamlarının söz konusu geleneği yalnızca taklit olarak değil, bilinçli bir kılavuz olarak benimsediği düşünülebilir. “Deniz Kıyısında Kız”ın kadını ise bu çerçeve içinde bile ayrı bir yerde durur: başka kadınlarla değil yalnız, kapalı bir iç mekânda değil açık havada, kendi iç dünyasına dalmış. Dışarıda ve kendi durağanlığına hâkim biçimde tasvir edilen bu figür, kadınların kamusal yaşamdaki varlığının hem genişlediği hem tartışmalı olmayı sürdürdüğü geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminin değişen toplumsal dokusunun bir yansıması olarak okunabilir.
Detaylar
Boyutlar:
45.5 x 63 cmMalzemeler:
Duralit üzerine yağlıboyaBulunduğu Yer:
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (Emirgan, İstanbul, Türkiye)Obje Numarası:
200-0054-IZTelif Hakkı:
© Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesiİlgili Eserler