Nazmi Ziya Güran
1881-1937
Şezlongda Pembeli Kadın
1917
“Şezlongda Pembeli Kadın”, 1914 Kuşağı ressamları arasında İzlenimci eğilimi en tutarlı biçimde sürdüren sanatçı olarak değerlendirilen Nazmi Ziya Güran'ın bir açık hava figür çalışmasıdır. Tabloda, ağaçların gölgelediği bir bahçeye konulmuş ahşap şezlonga uzanmış bir kadın figürü yer alır. Figürün yüzü izleyiciye dönük değildir; başını bir yana yaslamış, siması belirsizdir. Üzerindeki beyaz elbise, ağaçların arasından süzülen ışığın pembemsi ve sarımtırak yansımalarını taşır; başını yasladığı kırmızı-sarı desenli yastık kompozisyonun belirgin renk vurgusunu oluşturur. Arka planda koyu yeşil yaprak kütlesini kesen bir açıklık gözükür.
Eser, Birinci Dünya Savaşı'nın İstanbul'u derinden sarstığı bir döneme tarihlenir. Güran bu yıllarda İbrahim Çallı ile birlikte Çanakkale siperlerini gezerek savaş sahneleri belgeleyen heyet içinde yer almıştır. Bu bağlamda “Şezlongda Pembeli Kadın”ın sunduğu dinginlik, dönemin koşullarına karşı keskin bir zıtlık barındırır: şezlong ve bahçe sahnesi, savaşın dışında kalmayı mümkün kılan belirli bir toplumsal konum ve yaşam biçiminin göstergesidir.
Fernand Cormon, Paris'teki atölyesinde çalışan Nazmi Ziya'nın açık havaya olan bağlılığını fark eder, ona en büyük hocanın doğa olduğunu söyler. Bu, 1913'te İstanbul'a dönüşünden itibaren sanatçının tüm kariyerine damgasını vuran yaklaşım olur. İzlenimcilik, doğanın kalıcı gerçeğini değil, belirli bir anda, belirli bir ışık altında edinilen anlık izlenimi kaydetmeyi amaçlar. Nazmi Ziya bu anlayışla bizzat tanışır: Paul Signac 1905'te İstanbul'u ziyaret eder ve bu karşılaşma genç sanatçıyı üç yıl sonra Paris'e çeken etkenlerden biri olur. Signac bu ilkeyi, rengi tuval yüzeyine ayrı küçük noktalar halinde uygulayarak (pointillism) sistematik bir biçimde geliştirir. Nazmi Ziya, Signac'ın etkisiyle benimsediği bu noktalama ve benekleme anlayışını “Şezlongda Pembeli Kadın”da atmosferin hizmetine sokar: figürün üzerindeki beyaz, yaprak gölgelerine ve günün saatine göre pembeye ve sarıya kayar.
Nazmi Ziya’nın başka tablolarında da olduğu gibi, kadın figürünün yüzü görünmez. Eser böylece bireysel bir kimliği değil, evrensel bir deneyimi yansıtır; gördüğümüz, herhangi bir kadının bahçede geçirdiği herhangi bir öğleden sonra olabilir. Bahçede dinlenen kadın teması İzlenimciliğin tercih ettiği konular arasında yer alır; Berthe Morisot ve Mary Cassatt benzer sahnelerde kadının gündelik serbest zamanını ve özel alanını konu edinmişlerdir. 1914 Kuşağı ressamlarının Türk resmini portre, manzara ve natürmort konularıyla sınırlı olmaktan kurtarıp şehir ve ev yaşamına taşıdığı bağlamda “Şezlongda Pembeli Kadın”, figürün doğayla bütünleştiği sahnelerin önemli bir örneği olarak öne çıkar.
Detaylar
Boyutlar:
54 x 73 cmMalzemeler:
Tuval üzerine yağlıboyaBulunduğu Yer:
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (Emirgan, İstanbul, Türkiye)Obje Numarası:
200-0104-NZGTelif Hakkı:
© Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesiİlgili Eserler