Şevket Dağ
1875-1944
Ayasofya
1908-1909
Geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminin önde gelen ressamlarından Şevket Dağ, 1875’te İstanbul’da doğar. Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde Osman Hamdi Bey ve Alexandre Vallaury’nin öğrencisidir ve 1897’de sınıf birincisi olarak mezun olur. Mezuniyetinin ardından Galatasaray Lisesi ve Dârülmuallimîn başta olmak üzere çeşitli okullarda resim öğretmenliği yapar; 1909'da Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kurucu üyeleri arasında yer alır. Türk resminde iç mekan türünü kapsamlı biçimde ele alan ilk ressam olarak öne çıkan Dağ, özel izin alarak çalıştığı Ayasofya'yı en çok resmettiği yapılar arasında sayar; yapının farklı bölümlerini, ışığın mekana yansımalarını ve bezeme programını titizlikle aktarır.
Mimari iç mekan resmi, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa'da özel bir tür olarak gelişir; 19. yüzyıla gelindiğinde ise Oryantalist resmin bir kolu olarak "mistik ve gizemli" Doğu'nun camileri, saray ve çarşıları da bu türün başlıca konuları arasına girer. İsviçreli mimar Gaspare Fossati, Sultan Abdülmecid'in emriyle 1847-1849 yılları arasında Ayasofya'nın restorasyonunu yönetir; bu süreçte hazırladığı ve 1852'de Londra'da yayımlanan albüm, yapıyı hem estetik bir nesne hem de tarihi bir belge olarak sunan ilk kapsamlı görsel kaynaklar arasında yer alır ve Ayasofya'nın Osmanlı aydınları tarafından da "âsâr-ı nefîse" çerçevesinde değerlendirilmeye başlanmasına zemin hazırlar. Şevket Dağ, Fossati'nin bıraktığı bu görsel geleneği yağlıboya tekniğiyle sürdürür ve mekanı, Osmanlı-İstanbul kimliğinin yaşayan bir ifadesi olarak yorumlar.
1908-1909 tarihli bu büyük boyutlu tuval, Ayasofya'nın naosunu iki büyük porfir sütunun ön plana alındığı bir perspektiften sunar. Korint düzenindeki sütun başlıklarının oymalı akantus yaprakları, mekanın mimari zenginliğini yakın planda hissettirir. Orta alanda sıralanan kandillerin yarattığı dikey ritim gözü arka plandaki kemerlere ve üst galerilere taşır; sağ kenarda “book-matching” yani simetrik yerleştirme tekniğiyle uygulanmış mermer kaplamalar ise iç mekanın ressamlarına sunduğu olağanüstü yüzey ve malzeme çeşitliliğini sergiler. Duvarları ve tonozları kaplayan altın zemin üzerindeki mozaikler mekana ağır ve kutsal bir atmosfer kazandırır; arka planda bir pandantif üzerinde, Ayasofya'nın ünlü serafimlerinden biri kanatlarıyla seçilir; 17. yüzyılın başından itibaren yüzü örtülü bırakılan bu figür, Dağ'ın tabloda bilinçli olarak yer verdiği bir ayrıntıdır. Zemin katta yer alan birkaç küçük figür ise sanatçının ölçeği vurgulamak için bilinçli olarak kompozisyona yerleştirdiği unsurlardandır. Tuvalin sağ alt köşesindeki tarih kaydının (r. 1324, yani 1908-1909) yanı sıra sanatçının 1943'te eseri bizzat onararak yeniden imzalaması, tablonun Dağ için taşıdığı önemi belgeler.
Detaylar
Boyutlar:
250 x 180 cmMalzemeler:
Tuval üzerine yağlıboyaBulunduğu Yer:
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (Emirgan, İstanbul, Türkiye)Obje Numarası:
200-0183-SDTelif Hakkı:
© Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesiİlgili Eserler